Reklam
Vakıfbank 970x250
Tarih : 2026-03-12 19:31:31

Guterres: “Yurtta barış, dünyada barış” vizyonu, BM'nin ruhunu da çok iyi yansıtıyor

Bm Genel Sekreteri Guterres'in konuşmasında satır başları şu şekilde:

''Sayın Cumhurbaşkanı, size, Türkiye Hükümeti’ne ve insanlara teşekkür ederim. Aynı zamanda burada bir sorumluluk da hissediyorum. Bu ödül, bu bölgede ve başka yerlerde çok büyük izdirapların yaşandığı bir döneme denk geldi. Çok kötü çatışmalar giderek derinleşiyor, jeopolitik bölünmeler var, küresel işbirliğine güven azalıyor. Atatürk Uluslararası Barış Ödülü, barışın soylu bir vizyonun ötesinde bir şey olduğunu bize gösteriyor. Barış, bir toplanma çağrısıdır, eyleme çağrıdır ve ben bu ödülü kabul etmekten onur duyuyorum.

Sayın Cumhurbaşkanı, izninizle bu ödülü ben Birleşmiş Milletler çalışanları adına da kabul etmek istiyorum; çünkü bu barış çağrısına her gün yanıt veriyorlar. Onlar, sürdürülebilir kalkınmayı ve insan haklarını geliştirmek için tüm dünyada çok sayıda kadın ve erkek çalışıyor ve dünyanın en zorlu yerlerine yardım götürüyorlar. Gerçekten de barışı korumaya çalışıyorlar, insan haklarını savunuyorlar, toplumları güçlendiriyorlar. Bu ödül, onları da umutlandırıyor. Aynı zamanda, bu ödül ile birlikte, hayatını kaybetmiş Birleşmiş Milletler çalışanlarına da saygıyla anmak istiyorum; özellikle Gazze’de hayatını kaybetmiş olanları.

Bu ödülün anlamı, Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatı ve mirasından ayrı düşünülemez. Zorluklarla ve gösterdiği liderlikle Atatürk, barışın şans eseri ortaya çıkmadığını anlamıştır. Bu bir tercihtir. Barış, sosyal uyum içerisinde yer alan ve uluslararası iş birliği ile gelişen bir tercihtir. “Yurtta barış, dünyada barış” vizyonu, Birleşmiş Milletler’in ruhunu da çok iyi yansıtıyor. Atatürk’ün toplumsal ilerlemeye, eşitliğe ve refaha kendini adamış olması, bu konudaki çalışmaları da Birleşmiş Milletler vizyonu içinde kendisini buluyor. Bu miras bugün Türk halkı aracılığıyla yaşamaya devam ediyor.

Bugün burada, mübarek Ramazan’da, hepinizle birlikte olmak istedim. Ailesinde geçirdiğim 20 yıl boyunca her Ramazan bir geleneğim oldu; şahsi olarak Müslüman toplumları ziyaret ettim, onlarla iftar yaptım. Bu ziyaretler hem bana hem de dünyaya İslam’ın gerçek ruhunu hatırlatan ziyaretler oldu: merhamet, cemaat ve empati. Bu Ramazan’da ben bu dayanışma ziyaretimi Türkiye’ye yapmalıyım diye hissettim ve Türk halkının olağanüstü ve yüce gönüllü ruhuna dikkat çekmek istedim.

Daha önce benzeri görülmemiş bir şekilde Türkiye, milyonlarca insanın şiddetten ve zulümden kaçtığı bu dönemde kapılarını açtı. Mülteciler Komiseri olarak çalıştığım on yıl boyunca başka hiçbir ülkede insanlar bu kadar güvenli bir şekilde sınırı geçip güvende yaşayamadılar; Türkiye bu anlamda birinci sıradadır. Ayrıca, Mardin, Şanlıurfa ve Gaziantep gibi yerlere yaptığımız ziyaretlerde de Türk halkının dayanışmasını gördüm; oradaki yerel topluluklar bu insanlara güvenlik, onur ve ümit sağladı. Genel Sekreter olarak ben Türkiye halkının Atatürk’ün mirasını hayata geçirdiğini sürekli olarak görüyorum.

2023’te meydana gelen büyük depremlerde, sadece Türkiye’de değil, Suriyeli ve Türk ekipler birlikte çalıştılar, hayat kurtarmak için. Küresel büyük çalkantıların yaşandığı dönemlerde, Karadeniz tahıl sevkiyatları gibi girişimlerin istikrarlı biçimde gerçekleşmesi için Türkiye’nin liderliği çok yardımcı oldu. Türkiye’nin aynı zamanda sıfır atık girişimi ve diğer küresel girişimler için de tebrik edilmesi gerekiyor.

Türkiye, COP 31. konferans için hazırlanıyor; Filistin halkının hakları için vazgeçmeden arabuluculuk yapıyor. Bu vesileyle Türkiye’ye teşekkür etmek istiyorum. Ayrıca, 7 Ekim’de yaşanan korkunç saldırının hiçbir gerekçesi olamaz, ancak hakkın kolektif bir şekilde korunması gerekir. Gazze’de ve Batı Şeria’da insani yardımın güvenli ve sürdürülebilir şekilde ulaştırılması şarttır. Uluslararası hukuka saygı gösterilmeli ve halkın hakları tanınmalıdır. İşgal sona ermelidir. İki devletli çözüm dışında başka bir alternatif yoktur; İsrail ve Filistin yan yana güvenlik, barış ve onur içinde yaşamak zorundadır.

Dünyada barış çok konuşuluyor ama çok az uygulanıyor. Uluslararası hukuk çiğneniyor, güç siyaseti kazanıyor, eşitsizlikler büyüyor, yeni teknolojiler ve yapay zeka şiddet riskini artırıyor. Askeri harcamalar çok yüksek, buna rağmen en kırılgan olanlar en fazla acı çekiyor. Bu durumu değiştirmek için şiddetin azaltılması ve diyalog en iyi çıkış yoludur. Bu saldırıların sona erdirilmesi, uluslararası hukuka saygı gösterilmesi, sivillerin korunması ve müzakere masasına dönülmesi çağrısında bulunuyorum.

Biz barış ruhu içinde bir araya geldiğimizde, insanlığın en eski ve en uzun süredir öğrendiği dersi hatırlamalıyız: 3 bin yıldan fazla önce bile insanlar şiddeti sürdürecek mi yoksa başka bir yol mu seçecekleri bir seçimle karşı karşıya kaldılar ve diyaloğu seçtiler. Bu seçim sonucunda Kadeş Antlaşması imzalandı; en eski barış antlaşmalarından biri. Türkiye tarafından bu antlaşmanın bir replikası da güvenlik Konseyi’nde bulunuyor.

Eski düşmanlar da barış yapabilir, birbirine saygı gösterebilir ve iş birliği başlatabilir. Barış, taahhütlerle yapıldığında ve ortak sorumluluklar üstlenildiğinde sağlanabilir. Bu ödül, Birleşmiş Milletler’i ve tüm barış savunucularını cesaretlendiren bir mesajdır. Zor zamanlarda dayanışma ve kararlılıkla çıkma mesajı, Atatürk’ün vizyonunu ileriye taşıma mesajıdır: Yurtta barış, dünyada barış. Sayın Cumhurbaşkanı, bu onur için tekrar çok teşekkür ederim.''

  Hibya Haber Ajansı

© Copyright 2026 AZBR Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.