Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ODTÜ’de düzenlenen Araştırma Üniversiteleri 2026 Performans Değerlendirme Toplantısı’nda, Araştırma Üniversiteleri Destek Programı’nın (ADEP) 2026 yılı uygulama sonuçları ve yeni dönem yaklaşımına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Yılmaz, program kapsamında 2026 yılında yaklaşık 1,9 milyar lira bütçeli 548 projenin destekleneceğini açıkladı.
Yılmaz, toplantının açılışında yaptığı konuşmada üniversiteleri yalnızca eğitim ve araştırma kurumları olarak değil, kalkınmanın önemli aktörleri olarak gördüklerini belirtti. Üniversitelerin araştırma gücünün ülkenin kalkınma vizyonunun temel unsurlarından biri olduğunu ifade eden Yılmaz, son 23 yılda 81 ilin tamamında üniversite yapılanmasının gerçekleştirildiğini söyledi.
Yılmaz, Türkiye’de 129’u devlet üniversitesi olmak üzere toplam 208 yükseköğretim kurumunun bulunduğunu belirterek, üniversitelerin bilimsel bilgi birikimi ile sanayi ve üretim sahası arasındaki bağın güçlendirilmesinin ekonomik rekabet açısından önem taşıdığını kaydetti.
Yükseköğretimde kurumsal farklılaşmayı teşvik ettiklerini ve üniversitelerin güçlü oldukları alanlarda uzmanlaşmalarını sağlayacak programlar uyguladıklarını anlatan Yılmaz, bölgesel kalkınma stratejileri ile üniversitelerin gelişim stratejilerini örtüştürmeye yönelik çalışmaların da sürdüğünü belirtti.
Araştırma üniversiteleri yaklaşımıyla bilimsel üretim kapasitesi yüksek kurumların imkanlarını daha etkili kullanmalarını ve uluslararası düzeyde daha güçlü konuma gelmelerini amaçladıklarını ifade eden Yılmaz, mevcut durumda 20’si devlet, 3’ü vakıf olmak üzere 23 üniversitenin araştırma üniversitesi statüsünde bulunduğunu söyledi.
Yılmaz, araştırma performansını istikrarlı biçimde geliştiren 10 üniversitenin ise aday izleme programı kapsamında takip edildiğini belirterek, araştırma üniversiteleri sisteminde sabit bir liste bulunmadığını vurguladı. Yılmaz, “Futbol tabiriyle söyleyecek olursak lige yükselmek de mümkün, ligden düşmek de mümkün. Dolayısıyla burada rekabetçi bir anlayış var.” ifadelerini kullandı.
ADEP’in devlet araştırma üniversitelerine performans esaslı destek sağladığını belirten Yılmaz, program kapsamında 20 devlet araştırma üniversitesine tahsis edilecek ödeneklerin yıllık performans sonuçlarına göre belirlendiğini söyledi.
Programla kaynakların Türkiye’nin kalkınma öncelikleri ile üniversitelerin bilimsel yetkinlikleri doğrultusunda kullanılmasının hedeflendiğini kaydeden Yılmaz, kamu kaynaklarının kalite, sonuç ve ölçülebilirlik odaklı kullanılmasının önemine dikkat çekti.
Yılmaz, ADEP kapsamında ayrılan kaynakların programın başladığı 2022 yılından bu yana artırıldığını belirterek, “2022 yılında 188 projeye 115 milyon lira destek verirken 2026 yılında merkezi bütçeden tahsis edilen 1,4 milyar lira ile 548 projeyi destek kapsamına almış durumdayız.” dedi.
Komisyon değerlendirmeleri sonucunda yaklaşık 1,9 milyar lira bütçeli 548 projenin destekleneceğini açıklayan Yılmaz, bu tutarın 1,4 milyar lirasının merkezi bütçeden, 491 milyon lirasının ise üniversitelerin kendi kaynaklarından karşılanacağını ifade etti. Yılmaz, bu yapının merkezi bütçe ile üniversite kaynaklarının birlikte kullanıldığı bir kaldıraç işlevi gördüğünü belirtti.
2026 yılı proje portföyünde fen ve mühendislik alanlarının ağırlıkta olduğunu belirten Yılmaz, bunun üniversitelerin teknoloji geliştirme ve yüksek katma değerli üretime katkı sağlama kapasitesini yansıttığını söyledi.
Sağlık bilimlerine ayrılan payın da insan yaşam kalitesini yükseltecek araştırmalar açısından önemli olduğunu ifade eden Yılmaz, sosyal bilimlerdeki proje sayısını artırmayı ve ADEP kapsamında bu alandaki araştırma kapasitesini geliştirmeyi hedeflediklerini belirtti.
Yılmaz ayrıca üniversite-sanayi işbirliğine yönelik projelerde daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğini kaydetti.
Projelerin yalnızca girdiler üzerinden değil, ortaya çıkardığı sonuçlar ve etkiler üzerinden de değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, “Girdilere dayalı bir performans ölçümü de önemli elbette ama yeterli değil. Esas olan sonuçlar üzerinden, etkiler üzerinden yapılacak bir analiz.” dedi.
Yılmaz, projeler tamamlandıktan sonra da etkilerinin belirli bir süre takip edilmesi gerektiğini belirterek, bu şekilde gerçek anlamda proje etkisinin ölçülebileceğini ifade etti.
Küresel ortamın jeopolitik gerilimler, artan rekabet, çatışmalar ve teknolojik dönüşümler nedeniyle değiştiğini belirten Yılmaz, kritik dönemlerde kaynakların daha stratejik kullanılması gerektiğini söyledi.
Araştırma alanlarının derinleşmesi ve ayrılan kaynakların büyümesiyle birlikte bu kaynakların oluşturduğu sonuçların izlenmesi sorumluluğunun da arttığını ifade eden Yılmaz, projelerden nitelikli yayınlar, yeni araştırmalar, yetişmiş insan kaynağı ve sahada uygulanabilir sonuçlar beklediklerini belirtti.
Üretilen bilginin fikri mülkiyete konu olması, sanayiyle buluşması ve ekonomik değere dönüşmesinin temel başarı kriterleri arasında yer aldığını söyleyen Yılmaz, ADEP’in yeni döneminin “stratejik odak, etki, karşılaştırılabilirlik ve hesap verebilirlik” temelinde şekillendirileceğini açıkladı.
Yılmaz, özel sektörün projelere kaynak ve potansiyel olarak daha fazla katkı sunmasının ticarileşme sürecini kolaylaştıracağını ve ekonomik katkının hızlanmasına yardımcı olacağını ifade etti.
Yeni dönemde süreçlerin dijitalleştirileceğini ve projelerin bağımsız uzmanlar tarafından ortak ölçütlerle değerlendirileceğini belirten Yılmaz, proje ölçeğine göre destek şartlarının ve beklenen çıktıların farklılaşacağını söyledi.
Sanayi ve uluslararası araştırma kurumlarıyla kurulan ortaklıkların değerlendirmelerde daha fazla karşılık bulacağını belirten Yılmaz, genç araştırmacıların proje ekiplerindeki rollerinin de güçlendirileceğini kaydetti.
Yılmaz, ADEP kapsamında gündeme gelen yeni girişimlerden birinin de üniversite öğrencilerinin kampüs içindeki çalışmalarının daha nitelikli hale getirilmesi olduğunu söyledi.
İŞKUR, YÖK ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı üzerinden yürütülen çalışmalarla öğrencilerin araştırma faaliyetlerini destekleyici işlerde çalışmasının değerlendirildiğini belirten Yılmaz, bir öğrencinin araştırma laboratuvarında destekleyici görev üstlenirken İŞKUR’dan gelir elde edebilmesinin ve araştırma dünyasına dahil olmasının amaçlandığını ifade etti.
Bu kapsamda laboratuvar, kütüphane ve teknik araştırma imkanlarının daha aktif kullanılacağı bir kampüs içi çalışma modelinin geliştirilmesinin değerlendirildiğini söyledi.
Türkiye’nin araştırma kapasitesindeki gelişmenin makro ekonomik verilere de yansıdığını belirten Yılmaz, Ar-Ge harcamalarının milli gelir içindeki payının 2002’de yaklaşık yüzde 0,5 seviyesinden 2024’te yüzde 1,5’e yaklaştığını söyledi.
Yılmaz, Türkiye ekonomisinin 2002’de 238 milyar dolar büyüklüğünde olduğunu, 2024’te 1,3 trilyon doları aştığını belirterek, Ar-Ge harcamalarının dolar bazında yaklaşık 1,2 milyar dolardan 19 milyar dolara yükseldiğini ifade etti.
Ar-Ge harcamalarında özel sektörün payının yaklaşık üçte iki seviyesine ulaştığını belirten Yılmaz, bunun olumlu bir gelişme olduğunu ancak yeterli olmadığını söyledi. Ar-Ge harcamalarının daha yüksek seviyelere çıkarılması ve ekonomik hayata daha hızlı aktarılması gerektiğini kaydetti.
Eşdeğer Ar-Ge personeli sayısının 29 binden 310 bine yükseldiğini belirten Yılmaz, yıllık patent başvuru sayısının da 414’ten 8 bin 600’ün üzerine çıktığını söyledi.
Bilimsel yayın performansında da ilerleme görüldüğünü ifade eden Yılmaz, Türkiye’nin 2002 yılında bilimsel yayın sıralamasında 29. sırada bulunduğunu, geçen yıl 15. sıraya yükseldiğini belirtti.
Araştırma üniversitelerinde Q1 ve Q2 dergilerde yayımlanan çalışmaların oranının yüzde 77’yi aştığını aktaran Yılmaz, 2027’de Türkiye’den 6 üniversitenin ilk 500’de yer almasının araştırma kapasitesindeki ilerlemenin uluslararası alandaki yansımalarından biri olduğunu söyledi.
Yılmaz, Türk yükseköğretiminin küresel cazibesini artırmaya yönelik yeni bir kararın da hayata geçirileceğini açıkladı.
2027 yılında başarılı uluslararası öğrencilerin araştırma görevlisi kadrolarına alınarak üniversitelerin küresel yetenekler için cazibe merkezlerine dönüştürülmesinin hedeflendiğini belirten Yılmaz, bunun Türkiye’ye yönelik beyin göçünü destekleyecek bir yaklaşım olduğunu söyledi.
Uluslararası öğrencilerin Türkiye’de kalmasının ve ülkenin ihtiyaç duyduğu alanlarda uzun vadeli katkı sunmasının önemli olduğunu belirten Yılmaz, bu konuda YÖK, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Strateji ve Bütçe Başkanlığı arasında çalışma başlatıldığını ifade etti.
Yılmaz, yetişmiş insan gücünün önemine dikkat çekerek, “Diğer bütün kaynakları da anlamlı kılan yetişmiş, nitelikli insan gücü.” dedi.
Yapay zeka, biyoteknoloji, kuantum ve ileri üretim teknolojilerinin küresel rekabet açısından önemli alanlar olduğunu belirten Yılmaz, Türkiye Stratejik Teknoloji İnsan Kaynağı Programı kapsamında bilişim teknolojileri, siber güvenlik, yapay zeka ve çip teknolojileri gibi kritik alanlarda yeni bir doktora modelinin hayata geçirileceğini söyledi.
Yılmaz, istihdam ile doktora eğitiminin ilk kez bu ölçekte bir araya getirileceğini belirterek, ilk etapta 550 genç mezunun merkezi sınavla seçilerek 20 araştırma üniversitesinde doktora ve araştırma görevlisi kadrolarına alınacağını açıkladı.
Gençlere programa başvurmaları çağrısında bulunan Yılmaz, bu alanda daha fazla kişinin yer alması gerektiğini ifade etti.
Üniversiteleri çok kutuplu dünyada Türkiye’nin küresel gücünü artıracak önemli yapılardan biri olarak gördüklerini belirten Yılmaz, bilim ve teknolojinin yalnızca tüketilmesi değil üretilmesi gerektiğini söyledi.
Yılmaz, “Teknolojiyi ve bilimi sadece tüketen, üretmeyen bir toplumun gerçek anlamda bağımsız olması mümkün değildir.” ifadelerini kullandı.
Bilimsel ve teknolojik üretimin kalkınma süreçlerinde değerlendirilmesinin ülkenin ekonomik ve toplumsal hedeflerine katkı sağlayacağını belirten Yılmaz, araştırma üniversitelerini ve nitelikli projeleri desteklemeye devam edeceklerini söyledi.
Yılmaz, konuşmasının sonunda ADEP’in gelişimine katkı sağlayan YÖK ve Strateji ve Bütçe Başkanlığına teşekkür ederek, ODTÜ’nün ev sahipliğinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Araştırma üniversiteleri, araştırmacılar ve projelere katkı sağlayan idari personeli kutlayan Yılmaz, toplantının ülkenin yükseköğretim ve araştırma kapasitesine katkı sağlamasını temenni etti.
Hibya Haber Ajansı
© Copyright 2026 AZBR Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.