Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaptığı konuşmada sermaye piyasalarında yaşanan sorunlar, tasfiye sürecine alınan fonlar, yatırımcıların haklarının korunmasına yönelik çalışmalar ve yürütülen soruşturmalara ilişkin açıklamalarda bulundu.
Ekonominin temellerinin sağlam olduğunu belirten Yılmaz, makroekonomik görünüm açısından bir sorun bulunmadığını söyledi. Deprem harcamalarına rağmen bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3 civarında olduğunu ifade eden Yılmaz, bölgede yaşanan savaş ve petrol fiyatları başta olmak üzere olumsuz etkilerine rağmen cari açığın milli gelire oranının yüzde 2,6 seviyesinde bulunduğunu bildirdi. Merkez Bankası rezervlerinin dış şoklara karşı güvence sağladığını, bankacılık sisteminin ise yüksek sermaye yeterlilik oranlarıyla güvenilir yapısını koruduğunu kaydetti.
Sermaye piyasalarında yaşanan sorunların fon piyasasının sınırlı bir bölümünde ortaya çıktığını belirten Yılmaz, “Birazdan detaylarına gireceğim sorumlu fonların sermaye piyasamızın genel resmini temsil etmediğini de önemle vurgulamak isterim. Çok net bir şekilde ifade etmek isterim ki finans piyasalarımızda sistemik bir risk söz konusu değildir. Sermaye piyasalarımızın yapısı sağlamdır” dedi.
Tasfiye sürecinin sermaye piyasalarını zayıflatmayacağını ifade eden Yılmaz, “Sorumlu fonların tasfiyesi sermaye piyasalarımızı zayıflatmayacak, bilakis potansiyel risklerden kurtulan sermaye piyasalarımız yoluna çok daha güçlü bir şekilde devam edecektir” diye konuştu.
Yaşanan sorunların giderilmesi sürecinde piyasaya ve yatırımcılara zarar verilmemesi gerektiğini belirten Yılmaz, “Vücuda girmiş hastalıklı unsurları tedavi ederken ve tasfiye ederken vücudun kendisine zarar vermeyelim” dedi.
Yılmaz, sermaye piyasalarının Türkiye’nin kalkınma sürecinin asli unsurlarından biri olduğunu vurgulayarak, tasarrufların üretime ve yatırıma yönelmesini sağlayan, yatırımcıya güven veren ve finansman imkanlarını çeşitlendiren daha güçlü bir sermaye piyasası yapısı için çalışmaların sürdürüleceğini belirtti.
Fonlara ilişkin olarak kamunun ve yatırımcıların haklarının korunması, sorumluların tespit edilmesi ve piyasanın sağlıklı işleyişinin sürdürülmesi amacıyla gerekli çalışmaların ilk günden itibaren başlatıldığını söyleyen Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sorumluların hesap vermesine yönelik açıklamalarına da değindi.
Yılmaz, “Yaşanan bu süreçte sorumluluğu olan, spekülasyon ve manipülasyon yoluyla haksız kazanç sağlayan her kim olursa olsun hukuk kuralları çerçevesinde bunun hesabını verecektir. Hukuk dışı eylemlerde bulunan kim olursa olsun bunun sonuçlarına katlanacaktır” diye konuştu.
Sermaye piyasalarında yaşanan sorunun her bir detayının yetkili adli ve idari kurumlar tarafından titizlikle takip edildiğini belirten Yılmaz, “Her türlü yanlış, hukuka aykırı işlem, istismar ve usulsüzlükle mücadele verilmektedir ve verilmeye devam edilecektir” ifadelerini kullandı.
Yılmaz, “Bizler hak yiyenleri savunma yoluna asla girmeyeceğiz. Etkin bir idari ve adli süreç içinde gereğini yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz” dedi. Bununla birlikte yeterli bilgiye dayanmayan yaklaşımlarla hiç kimsenin haksız yere töhmet altında bırakılmayacağını vurgulayan Yılmaz, yatırımcıların ve sermaye piyasalarının haklarının korunacağını kaydetti.
5 Ekim 2026 itibarıyla tasfiyedeki fonların toplam portföy değerinin hane halkının finansal varlıklarının yüzde 2,4’üne karşılık geldiğini açıklayan Yılmaz, tasfiye halindeki 131 fonun toplam fon sayısının yüzde 4,6’sını, toplam portföy değerinin ise yüzde 7,7’sini oluşturduğunu bildirdi. Yılmaz, “Diğer bir ifadeyle sorun fon piyasasının sınırlı bir alanında yaşanmıştır” dedi.
Sorunun sınırlı bir alanda ortaya çıkmasının meselenin önemini azaltmadığını belirten Yılmaz, vatandaşların tasarruflarını etkileyen, piyasalara güveni zedeleyen veya haksız kazanca yol açan işlemlerin hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde üzerine gidildiğini söyledi. Benzer sorunların tekrar yaşanmaması için gerekli idari ve hukuki tedbirlerin de değerlendirildiğini kaydetti.
Yılmaz, tasfiye sürecinde oluşan özel zararlar için Hazine kaynağının kullanılmayacağını özellikle vurguladı. Risk düzeyi yüksek serbest fonlar başta olmak üzere fon piyasalarında bankacılık sistemindeki devlet garantisinin söz konusu olmadığını belirten Yılmaz, serbest fonlara giren yatırımcıların profesyonel müşteri ve nitelikli yatırımcı kabul edildiğini söyledi.
Tazminat sürecinde her bir fonun kendi kaynaklarının esas alınacağını belirten Yılmaz, “Tazminat sürecinde her bir fon bazında yatırımcıların haklarını ilgili fonun kaynakları ile karşılamak esastır” dedi. Fonların kendi kaynaklarının yanı sıra fahiş veya haksız gelir elde edenlerden geri alınacak kaynakların ve sistem dışına çıkarılan malların satışından elde edilecek gelirlerin de kullanılacağını ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından oluşturulan ve başkanlığını kendisinin yaptığı Fon Koordinasyon Kurulu’nun çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Yılmaz, yol haritası ve temel ilkelerin belirlendiğini, ilgili kurumların kendi yetki alanlarında somut adımlar atmaya başladığını söyledi.
Fon Koordinasyon Kurulu’nun genel eşgüdümü sağladığını, kurumlar arası ortak çalışmaları hızlandırdığını ve ilkesel yaklaşımları ortak akılla belirlediğini ifade eden Yılmaz, kanuni düzenleme gerektiren konularda da ilgili kurumların teknik desteğiyle TBMM’de çalışmalar yürütüldüğünü kaydetti.
Tasfiye sürecinin temel ilkelerini açıklayan Yılmaz, sürecin şeffaf, adil, etkin ve mümkün olan en hızlı şekilde yürütüleceğini söyledi. “Hızlı derken hızlı ve doğru şekilde elbette. Hız adına doğrulardan da uzaklaşmadan ama olabilecek en hızlı şekilde yürütülecektir” diyen Yılmaz, Hazine’den kaynak kullanılmayacağını ve her bir fonun kendi kaynaklarının değerlendirileceğini bildirdi.
Yılmaz, yatırımcılara payları oranında dağılım yapılmasının genel ve kanuni ilke olduğunu belirterek, olağanüstü tasfiye şartlarına tabi olacak fonlarda ara ödeme ile 1 milyon TL’ye kadar ana paraların geri ödenmesinin planlandığını açıkladı. Ödemelerde küçük yatırımcılara ve para piyasası fonlarına öncelik verileceğini söyledi.
Türkiye’de yaşanan süreçte ilgili kurumların ve bağımsız düzenleyici ve denetleyici otoritelerin sorumluluklarının Devlet Denetleme Kurulu tarafından başlatılan kapsamlı incelemelerle netleştirileceğini belirten Yılmaz, DDK’nın sahada 10 müfettişle çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi. Gerekmesi halinde daha fazla müfettişle çalışmaların genişletilebileceğini bildirdi.
Yaşanan sorunlar ortaya çıkmadan önce de çeşitli düzenlemelerin yapıldığını belirten Yılmaz, 21 Kasım 2024’te Finansal İstikrar Komitesi’nde alınan karar sonrası para piyasası fonlarının portföylerinin en az yüzde 10’unu Hazine tahvil ve bonosunda tutmasının zorunlu hale getirildiğini söyledi.
17 Haziran 2026’da SPK’nın serbest fonlara uygulanacak yeni düzenlemeler için TEFAS uygulama esaslarını onayladığını, 20 Temmuz 2026’da TEFAS’ın fon alım-satım altyapısının yenilendiğini aktaran Yılmaz, 30 Temmuz 2026’da BDDK tarafından tasarruf finansman şirketlerinin topladıkları kaynakları hangi enstrümanlara yatırabileceğine ilişkin düzenleme yapıldığını söyledi.
Bu düzenlemeler sayesinde sorunlu fonların daha erken görünür hale geldiğini savunan Yılmaz, “Bu adımlar atılmamış olsa sorunlu fonların, takdir edersiniz ki, büyümeye devam edeceği bir süreç olurdu ve bugünkünden daha büyük bir sorunla karşı karşıya kalırdık” dedi.
Eylül ayı ortasında sermaye piyasalarında ortaya çıkan sorunların çözümü için Hazine ve Maliye Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, SPK ve BDDK başta olmak üzere ilgili kurumların hızlı şekilde harekete geçtiğini belirten Yılmaz, 16 Eylül 2026’da belirli kişiler ve portföy yönetim şirketlerine 2 yıl borsada işlem yasağı getirildiğini, bazı kişilerin ise tüm lisanslarının iptal edildiğini açıkladı.
17 Eylül 2026’da Finansal İstikrar Komitesi’nin toplandığını ve sorunun diğer fonlara ve finansal sisteme yayılmasını önlemek amacıyla kararlar alındığını belirten Yılmaz, bu süreçte Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından piyasaya ilave likidite sağlandığını söyledi.
SPK tarafından sistemik riski azaltmak amacıyla 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verildiğini yineleyen Yılmaz, tasfiye süreçlerinin yönetimi için Ziraat Bankası ve İş Bankası’nın belirlendiğini açıkladı. İş Bankası’nın daha önce çalıştığı TERA kapsamında 6 fonun tasfiyesini yöneteceğini, kalan 125 fonun tasfiyesinin ise Ziraat Bankası tarafından yürütüleceğini bildirdi.
Fonların yatırımcılarına ilişkin kontrollerin ve fon varlıklarının tespitinin yapıldığını belirten Yılmaz, Abim Kapital, Buz ve Pardus şirketlerinin olağan tasfiye sürecine alınacağını, bu kapsamda 17 fonun tasfiye edileceğini söyledi. Atlas şirketinin olağan yöntemle tasfiyesi üzerinde de çalışıldığını belirten Yılmaz, uzlaşma sağlanması halinde Atlas’ın da olağan tasfiye kapsamında yatırımcıların haklarını ödeyeceğini ifade etti.
Yılmaz, olağanüstü tasfiyenin özünü 1 milyon TL’ye kadar ana para ödemesinin oluşturacağını belirterek, “Meclisimizin takdirine sunacağımız olağanüstü tasfiyenin özünü bir milyon liraya kadar ana paraların ödenmesi oluşturmaktadır” dedi.
Nihai tasfiyenin 5-6 ay gibi bir süreç içinde sonuçlandırılmasının planlandığını belirten Yılmaz, yapılacak ödemelerin ara ödeme niteliğinde olacağını ve nihai tasfiye aşamasında mahsuplaşmanın gerçekleştirileceğini söyledi.
Tasfiye kapsamındaki 131 fonda toplam 455 bin 758 tekil kişinin bulunduğunu açıklayan Yılmaz, Ziraat Bankası’nın sorumlu olduğu 125 fonda 151 bin 247, İş Bankası’nın sorumlu olduğu 6 fonda ise 388 bin 718 tekil yatırımcı bulunduğunu bildirdi. Olağan tasfiyesi yapılacak 3 şirketin 17 fonunda 43 bin 643 yatırımcının bulunduğunu, geriye kalan 49 özel fonda ise 2 bin 98 kişinin yer aldığını kaydetti. Atlas şirketindeki 16 fonda ise 56 bin 614 kişinin bulunduğunu belirtti.
Ara ödeme miktarının en fazla 1 milyon TL olacağını yineleyen Yılmaz, “Bir milyona kadar olanların dolayısıyla tamamı ödenmiş olacak. Bir milyonun üstü olanlar hesaplar ise sadece bir milyon ödeme almış olacaklardır. Bu sonraki hakları tabii baki kalmak koşuluyla” ifadelerini kullandı.
Ara ödemelerde Merkezi Kayıt Kurumu tarafından hesaplanacak net yatırım tutarının esas alınacağını belirten Yılmaz, Takasbank’tan fiyat bilgilerinin alınmasının ardından tutarların hesaplanacağını söyledi. SPK kararıyla TMSF bünyesinde 131 isteğe bağlı iade hesabı ve bir genel hisse iade hesabı açıldığını belirten Yılmaz, her bir fonda oluşan kaynağın ilgili fonun alacakları için kullanılacağını, genel hesaba gelen kaynakların ise SPK tarafından belirlenecek kriterlerle fonlara adil şekilde dağıtılacağını kaydetti.
El konulan veya müsadere edilen varlıkların satışından elde edilen gelirlerin de geri kazanım hesabına aktarılarak ödemelerde kullanılacağını belirten Yılmaz, hak sahipliğinin fon ve hesap bazında belirleneceğini söyledi.
Yılmaz, olağan ve olağanüstü tasfiyelerin ekim ayı içinde gerçekleştirilmesiyle 455 bin 758 kişinin çok büyük bir kısmının ödemelerinin tamamen yapılmış olacağını ifade etti. Olağanüstü tasfiye kanun teklifinin TBMM’de yasalaşmasının ardından ödemelerin kısa sürede başlatılacağını belirten Yılmaz, “Teknik olarak tüm hazırlıklar yapılmıştır. Kanun yürürlüğe girer girmez en kısa sürede gereği yapılacaktır” dedi.
Yaşanan gelişmelerin sorunlu fonların belirlenmesini ve tasfiyesini mümkün kılan düzenlemeler sayesinde ortaya çıktığını savunan Yılmaz, bu kurallar çerçevesinde faaliyet gösteren fonların daha güvenilir bir yapıya kavuştuğunu söyledi. “Piyasalarımızda sistemik bir risk yoktur, tekrar tekrar söylüyorum” diyen Yılmaz, sermaye piyasaları ve Borsa İstanbul üzerinden gereksiz spekülasyonların yatırımcılara ve millete zarar verebileceğini ifade etti.
Yılmaz, “Türkiye’nin finansal sistemi güçlüdür. Sermaye piyasalarımızın geleceğine ilişkin irademiz de nettir” diyerek, vatandaşların tasarruflarını güven içinde değerlendirebildiği, üretimi ve yatırımı destekleyen daha derin ve güçlü sermaye piyasaları için çalışmaların sürdürüleceğini ifade etti.
Hibya Haber Ajansı
© Copyright 2026 AZBR Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.